LDP Sayfalarına Hoşgeldiniz !
Genel Başkanın Demeçleri
3 Temmuz 2009
 Anasayfa
 LDP Parti Programı
 LDP Parti Tüzüğü
 Anayasa Önerisi
 İnsan Hakları
 Başkanlık Sistemi
 Esnaflarımız
 İşte LDP Farkı
 Politikalarımız
 Gen. Bşk. Demeçleri
 Liberalizm
 LDP & Teşkilat
 İl Teşkilatları
 LDP İller
 Tüm Çözümler Hazır
 Etkinlik & Duyurular
 Medya Köşesi
 Multimedya
 LDP'ye Üye Olun
 İletişim
 Tartışma
 Soru & Yorum
 E-Kart
 Program in English


GENEL BAŞKAN'IN DEMEÇLERİ

                                                                                                     


SADECE DARBECİLER Mİ YARGILANSIN?

A la carte muhafazakar demokratlar, demokrasi menüsünden işlerine gelen yerleri seçip, gündemi ne kadar güzel değiştirip bizi konunun içine çekiyorlar. Yedi yıllık iktidarlarında adil, tarafsız ve bağımsız bir hukuk düzeni kurduklarına bu toplumu ikna edemedikleri için en haklı konuda bile toplumsal uzlaşı sağlamakta zorlanıyorlar. Sokaktaki en cahil adam bile biliyor. Partiye ve cemaate yakınsan başın kolay, kolay belaya girmez, yaptığın yanına kar kalır.

Evet, tüm adalet isteyen kalbimizle istiyoruz, darbeciler kesinlikle yargılansınlar.

Sadece darbeci işkenceci ve katiller değil, insanlık suçu işlemiş tüm sivil işkenceci ve katiller de yargılansın, ceza alsın. Adalet yerini bulsun.

Öte yandan, darbeciler kadar, yurt dışında hayır işleri için para toplayıp hiç etmekten mahkum olmuş hırsızların Türkiye ayakları da yargılansın ceza alsın, 12 yaşında çocuğu sırtından 9 defa kurşunlayanlar da yargılansın ve toplumu ikna edecek kadar ceza alsın, 7 sene bakanlık yapıp simdi 100 milyonlarca dolarlık aile şirketleri ile enerji ihalelerine girenler de yargılansın, gemicik alanlar da hiç olmazsa sorgulansınlar.

İmar planında değişiklik için 1 milyon dolar rüşvet alanlar da yargılansın, sadece sembolik olarak partideki görevlerinden alınmasınlar.

Ankara Araştırma Hastanesinde 49 bebeğin ölümünden sorumlu olan ve bebek cesetlerini ailelerine karton bisküvi kutularında teslim eden hastane yöneticileri için Valilik, bırakın yargılanmayı, savcılık soruşturmasına bile izin vermedi.

Bu ülkede kim diyebilir ki "yasadışı telefon dinlenmedi, dinlenmiyor?". Bunu yapanlar da yargılanacaklar mı? Hapşurunca yıkılan kamu binalarının parti yandaşı müteahhitleri de yargılansınlar mı?

Ama darbeciler yargılansın ki "kayıp trilyonların" zanlıları da kim olursa olsun er veya geç yargılanabilsinler.

İktidar partisini "laiklik karşıtı odakların merkezi" yaptıkları yargı kararı ile kesinleşenler de Anayasal suç işlediklerinden yargılansınlar mı?

Hele, hele "dokunulmazlık" zırhına bürünmüş ama haklarında 10'larca yolsuzluk ve arsızlık iddiaları bulunanlar da yargılansınlar mı sevgili demokrasi kahramanları, hukukun yılmaz bekçileri?

Bunların yargılanmasına da mı beğenmediğiniz Anayasa'nın bilmem kaçıncı maddesi mani oluyor?

* * *


15 YIL ÖNCE BESİM TİBUK’A VE BİZLERE UÇUK DİYORDUNUZ, ŞİMDİ NE DİYECEKSİNİZ?

Tarih Temmuz 1994. İş adamı Besim Tibuk Liberal Demokrat Parti’yi yeni kurmuş. Partisini tanıtmak için söyleşilere katılıyor, seçim sitemi, ekonomi, finans, vergiler, yerel yönetimler, adalet sistemi gibi konuları içeren bu söyleşiler kitapçıklar şeklinde tüm toplum fikir liderlerine dağıtılıyor.

Tibuk, o tarihte kimsenin cesaret edemediği bir konuda, vatan savunmasında görevini yapan asker ile seçilmiş sivil yönetimlere karşı darbe yapan askerin farkını vurgulayarak şunları söylüyor:
“şimdiye kadar yapılan bütün askeri müdahaleler, çağdaş demokrasiden söz ediyorsak, suçtur, ağır suçtur ve hepsi yargılanmalıdır, A' dan, Z ye yargılanmalıdır.”

O yıllarda Besim Tibuk’un bu fikirlerini gerçeklerden uzak hatta uçuk bulanlar hem Tibuk ile hem yanında yer alan bizlerle adeta dalga geçtiler. Günümüzde de yaptıkları gibi, o zaman da fikirlerimizi yok saydılar.

Bugün Besim Tibuk Türk siyasetinde yok ama Liberal Demokrat Parti’yi ve ilkelerini yaşatan bizler, aynı kararlılıkla, darbelerin ve darbecilerin ülkemizin demokratikleşmesi yolunda en büyük engeli oluşturdukları inancındayız.

Demokrasi, bir takım eksiklik ve aksaklıklarına rağmen, müdahale gerektirmeden hür ve adil seçimler ile kendi kendini yenileyebilen tek dinamik yönetim sistemidir. Daha iyisi yoktur.

Yıllardır ifade ettiğimiz doğruların geçte olsa Meclis’te temsil edilen partilerce de kabul edildiğini görmek ülkemiz adına umut vericidir. Ortak demokratik değerlerimizi dile getiren, bu ilkeler doğrultusunda politika üreten tüm siyasetçileri parti gözetmeksizin desteklemeye hazırız. Bu çerçevede Anayasa’nın Geçici 15. Maddesinin kaldırılması ve darbecilerin yargı önünde Türk milletine hesap vermeleri yönündeki girişimleri desteklemekteyiz.

Liberal Demokrat Parti olarak ana muhalefet partisi ve iktidar partisini gerekli hukuki düzenlemeleri biran evvel yaparak bu konuda kararlı bir tutum sergilemeye davet ediyoruz. Yapılan açıklamaların gündem yaratma kaygısından uzak demokratik açılımlar olmasını umut ediyoruz.

Liberal Demokrat Parti’nin ülkemizde demokrasinin temellerini tüm yönleri ile sağlamlaştıracak her türlü samimi ve tutarlı girişimi parti ayrımı yapmaksızın destekleyeceğini kamuoyunun bilgisine sunarız. TÜRKAN SAYLAN,
ORTAÇAĞ ÖZENTİLERİNDEN DAHA FAZLA HAYIR DUASI ALMIŞ BİR İNSANDI
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan'ın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Yaşamı boyunca sergilediği, gençlerin eğitimine yönelik çalışmaları ile ortaçağ zihniyeti özentilerinden çok daha fazla hayır duası almış bu değerli sivil toplum lideri ve eğitmeni saygıyla anıyor, kendisine Tanrı'dan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.
* * *

ERDOĞAN HÜKÜMETİNDEN TÜRKİYE'YE HEDİYE BİR ESER DAHA
"PARLAMENTODA EZİCİ ÇOĞUNLUK VE İKTİDARDA 6,5 YIL SONRA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE 106.LIK"

Dünya Ekonomik Forumu sonrası yayımlanan raporda Türkiye basın özgürlükleri alanında 134 ülke arasında 106. oldu.

Demokrasi kahramanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisi 6,5 yıldır Meclis'te ezici bir çoğunlukla ve güçle Türkiye'yi yönetiyor. İstedikleri yasayı istedikleri anda ve şekilde uygulamaya koyabiliyorlar. Örneğin son 6 yılda 17 veya 18 defa değişen Kamu İhale Yasası.

Başbakan beni muhatap almaz, ama yine de soruyorum: Ülkeyi demokrasi, başta basın özgürlüğü olmak üzere haklar ve özgürlükler, yaşam kalitesi, yolsuzluk, yargı bağımsızlığı gibi endekslerde utanç verici sıralamalardan, uygar demokratik ülkeler seviyesine çıkartmanız için partinizin kaç milletvekili ile kaç sene daha iktidar olması gerekiyor?

Ve AKP'den desteğini esirgemeyen, kendilerini "liberal" olarak tanımlayan köşe yazarları ve fikir liderleri buyurun savunun demokrasi kahramanınızı.

"Milli irade böyle istedi" veya "basın özgürlüğünde 106. olmamızın sorumlusu da Anayasa Mahkemesi veya ordudur" diye yazın. Hiç şaşırmam!!
* * *

29 MART SAĞ SOL SEÇİMİ DEĞİL TÜRK DEMOKRASİSİ İÇİN İLERİ VEYA GERİ SEÇİMİDİR
Dünya sıralamasında zaten 88. olan demokrasimizin en büyük sorunu, ülkenin AKP zihniyeti ile yönetilmesinden daha çok, tek bir siyasi partinin bugünkü gücüne kavuşmuş olmasıdır.

Bu gücüne nasıl veya neden eriştiği mühim değildir. Asıl tehdit bir partinin bu güce ulaşmış olmasıdır.

Bu kadar güçlenen AKP değil de CHP, ANAP, DP, SHP olsa veya biz LDP olsak, demokrasimiz adına yine bu endişeyi duyardık.

Milletvekillerini halkın değil parti genel başkanlarının belirleyip seçtiği bu sistemde tek bir partinin yasama ve yürütmeyi kayıtsız şartsız kontrolü altına alması demokrasinin olmazsa olmaz iki temel ilkesi “kuvvetler ayrımı” ve "denetleme dengeleme” ilkelerini ortadan kaldırmaktadır. Oysa demokrasi düşünürleri, gücün asla ve asla tek bir elde veya zihniyette toplanmaması gerektiğine inanmışlardır.

Üstüne üstlük, bu güce erişen iktidar partisi, yine demokrasinin temel ilkelerinden olan uzlaşı, işbirliği, hoşgörü, katılımcılık, eleştiriye açık olmak gibi değerlerden zerre kadar haz etmiyorsa ülkenin gittiği yol felaketten başka bir yol olamaz.

Öte yandan, Türk milletine en ufak bir umut sunamayan, alternatif politikalar geliştiremeyen, çağdaş ve yenilikçi açılımlar yapamayan ana muhalefet partisi CHP ve yönetimi, seçmeni kırk katır mı kırk satır mı ikileminde bırakmaktadır.

29 Mart günü Türk seçmeni kendisini bu ikilemden, demokrasimizi de tek ve mutlak parti dayatmasından kurtarmak için oylarını dağıtmalı ve hem AKP’nin hem de CHP’nin oylarını düşürerek bu iki partiye ciddi bir uyarı göndermeli ve akıllarını başlarına almalarını mutlaka sağlamalıdır.

Seçmen bu yerel seçimi sağ sol seçimi olarak değil, demokrasiyi ileri veya geri götürecek bir seçim olarak algılamalıdır.
* * *

İŞSİZLİĞİN NEDENİ TÜRKİYE’NİN YATIRIM CEHENNEMİ OLMASI
2002-2008 arası 6 yıllık AKP iktidarı döneminde dünyada para boldu. Trilyonlarca dolar para yatırım için gidecek adres arıyordu.

Ama Türk ekonomisini yöneten, Unakitan, Babacan ve Ali Coşkun’dan oluşan, AKP kafası vergiden vergi almayı maharet sanıp, istihdama dünyanın en yüksek vergilerini uygulayarak Türkiye’ye kayda değer tek bir kalıcı ve istihdam yaratıcı yabancı yatırım çekemediler.

Sadece devlet gözetiminde yağmalama ekonomisi uygulayarak özelleştirme adi altında birkaç kurulusu yok pahasına sattılar.

Bilen varsa söylesin.
Cumhurbaşkanı Demirel döneminde yapılan Gölcük’teki Ford fabrikasından sonra yabancı yatırım Türkiye’de hangi kayda değer fabrikayı açtı?

Ama son 6 yılda Türkiye’yi yatırım için düşündükten sonra vazgeçip diğer ülkelere kaçan yabancı otomobil şirketlerini ben sayabilirim.

Hyundai, Peugeot, Citroen gibi otomobil fabrikaları yatırımlarını Romanya'ya, Slovakya'ya, Çek Cumhuriyeti'ne götürdüler. Aksaray'da fabrikası olmasına rağmen MAN bile yedek parça üretim tesisini gitti Polonya'da kurdu. Opel fabrikasını kapattı ve gitti. Diğer sektörlerde bilmediğimiz daha kim bilir kaç yabancı firma yatırım cehennemi Türkiye’den vazgeçtiler.

Ülkenin yerli yatırımcısı fabrikalarını sokup Mısır’a, Kazakistan'a, Romanya'ya, Bulgaristan'a kaçarken bile durumu fark edemeyen Türkiye’nin ekonomi yönetimi "küresel finans balonuna" binmiş havalarda dolaşıyordu. Bir bakkal dükkanı açmaya heveslenen emekliyi bile yolunacak kaz gibi gördüler, emekli maaşı ile oynamaya kalktılar.

Simdi gelmişler issizliği nasıl çözeriz diye akil danışıyorlar.

Akan çatıyı güneşli havada onaracaktınız Sn. Başbakan ve akil hocaları, yağmurlu havada onaramazsınız, onaramayacaksınız. Zira "geçti Bor'un pazarı." Ekonomi yönetiminde ektiğinizi biçeceksiniz.


* * *

BELEDİYE ŞİRKETLERİ HALKIN ŞİRKETLERİDİR, BİLANÇOLARI HALKTAN NASIL GİZLENEBİLİR?
CHP İstanbul Büyükşehir başkan adayı Kılıçdaroğlu, AKP'li başkan Kadir Topbaş'tan BİT olarak anılan belediye şirketlerinin bilançolarını açıklamasını istedi.

Bu talebi Topbaş tarafından reddedildi ve yanıtlanmadan geçiştirildi.

Özel şirketlerin azınlık payları bile halka açılsa, bilançoları tüm toplumun gözleri önüne serilir. Bilançoları halka açık bilgi olur ve denetime tabi tutulurlar.

Belediye şirketleri, Sn. Topbaş’ın babasının muhallebici dükkanı değil, yüzde yüzü halka ait şirketlerdir.

Halkın vergileriyle kurulmuş, halkın vergileri ile isletilen şirketlerdir. Çalışanlarının maaşlarını da halk vergileri ile ödemektedir. Zararları da halkın vergileri ile karşılanır.

Saklayacak, çekinecek bir neden yoksa Sn. Topbaş ve yönetimi bu bilançoları neden açıklamaz?

Ve iktidar partisi AKP, şeffaflığa inanıyorsa, 300 kusur milletvekili ile neden yasal bir düzenleme yaparak bu şirketlerin bilançolarını halka açıklamayı zorunlu hale getirmez?

Yolsuzluğun, vatandaşın cüzdanından para çalmaktan farkı yoktur. Türk seçmeni, kimlerin suçluluk duygusuyla gözlerini kaçırdığının farkındadır.

* * *

SEÇİMDEN SONRA HALKA KAN AĞLATACAKLAR IMF GÖRÜŞMELERİNİ O YÜZDEN HALKTAN SAKLIYORLAR
Şimdiden not düşelim, secimden birkaç ay sonra geri döner okuruz:

AKP hükümeti IMF ile yaptığı görüşmelerin detaylarını halktan saklıyor, çünkü 22 Temmuz'dan sonra yaptığı gibi, bu secimden sonra da vatandaşa vergi zamlarıyla kan ağlatacaktır.

Birilerinin o dağıtılan çamaşır makinelerinin, buzdolapların, kömürün, erzak torbalarının parasını ödemesi lazım.

2009 bütçesine, Alis Harikalar Diyarında masalı gibi, 200 milyar TL vergi geliri koyan hükümet, 2008'de topladığı 165 milyar TL'yi bile toplayamayacak.

Özelleştirme geliri olmayacak, Bu kriz ortamında dış yatırım da gelmeyecek. Hükümetin, ne yatırıma parası var, ne fındık gibi tarım ürünlerine. Ne isçi maaşlarına zam yapabilecek, ne memura, ne emekliye.

Hükümet borçla borç ödemeye çalışacak.
Ülkeyi yöneten kafadan bu yaz teğetin ve küresel ekonomik krizin ne demek olduğunu çok iyi anlayacak.

IMF'nin AKP hükümetine ne önerdiğini tahmin etmek için Einstein olmaya gerek yok;
Harcamalarını kıs, vergileri arttır.

"Mali disiplin" lafını duyarsanız ki, sıklıkla duyacaksınız, anlamı budur: Yeni vergiler ve mevcut vergilere zam.

Secim öncesi uygulanması isine gelmeyen hükümet, secim sonrası bu acı reçeteyi ister seve, seve; ister söve, söve uygulayacaktır. Fatura yine her şeyi devletten beklemeyi alışkanlık haline getirmiş halkımıza kesilecektir. Devletçilik eken, yüksek vergi biçer.

* * *

İKİYÜZLÜ SİYASET
Başta Başbakan ve AKP kurmayları olmak üzere demeçlerinde, nutuklarında, Gazze'deki İsrail vahşetine söylemediklerini bırakmadılar.

Alaturka öfke dolu nutuklar, Allah'a havale etmeler, çoluk çocuğu nefrete yöneltecek şekilde okullarda saygı duruşları, hanımefendinin, samimi olduğuna inandığım, gözyaşları gibi taşra turu dış politikasına rağmen AKP hükümeti neden milli iradenin temsil edildiği TBMM'den İsrail’i kınama kararı çıkartmıyor ve tepkisini Türk milleti adına resmileştirmiyor?

Günü geldiğinde, attım, tuttum, astım, kestim, gürledim, ama yağmadım, kınamamı resmiyete dökmedim diyebilmek için mi?

Aslında bizce, AKP doğruyu yaparak TBMM'den kınama kararı çıkartmamakla akıllıca ve stratejik davranıyor. Ancak, bizim midemizin almadığı toplumu galeyana getirecek sorumsuz söylem ve eylemlerle yaptığı ikiyüzlü siyasettir. Dış politika sokaktaki adamın oyunu kapmak için yürütülmez.

Çünkü bu ülkede "imam hapşırsa, cemaat nezle olur" lafı boşa söylenmiş bir laf değildir.
* * *

"BABAANNEM BABAMA BÖYLE ANLATMIŞ" DEMEKLE
SOYKIRIM KANITLANMAZ

Ermenistan ile ilişkilerimizin normalleşmesi gerektiğine, ambargonun kalkmasının, sinirin açılmasının gerekliliğine, halklarımızın dostluktan, komşuluktan öteye kardeşliğe varacak kadar yakınlığına, 1915 yıllarında her iki tarafın da çok acı olaylar yaşadığına tüm kalbimle inanmakla beraber özür konusu bence çok ayrı bir meseledir.

Özür dilememiz istenilen konu yanlışlıkla bir sinir ihlali, veya yanlışlıkla uçak düşürmek gibi sıradan bir konu değil, "soykırım" gibi üzerimizden asla silemeyeceğimiz çok ağır ve ciddi bir ithamdır.
Babamın bile daha doğmadığı bir tarihte olduğu iddia edilen ve beni ikna edici bir şekilde kanıtlanmamış bir olay için benim veya ülkemin özür dilemesi aklıma yatmıyor.

ANCAK, ASLA ÖZÜR DİLENMEMESİNDE Kİ ESAS GEREKÇEME GELİNCE;
Avukat değilim ama bilirim, hukukta temel ilkedir. İtham edilen taraf, suçu makul şüphenin (beyond a reasonable doubt) ötesinde kanıtlanana kadar suçsuz kabul edilir.
Soykırım iddiasında bulunanların bu iddialarını şüphe götürmez bir şekilde tarihi ve somut delillerle kanıtladıklarına kendilerinin bile inandıklarını sanmıyorum. "Babaannem babama böyle anlatmış" demekle soykırım kanıtlanamaz.

Kanıt diye ileri sürdükleri somut deliller değil, Türk hukukunda karşılığı olmadığını öğrendiğim, "circumstantial evidence" denilen o günün ortamını yorumlayan delillerdir. Belki de bu yüzdendir ki bir uluslararası tarih komisyonuna gitmeyi reddedip sadece ülke parlamentolarına oynuyorlar.

Karşılıklı yapılmış katliamların delillerinin aynılarını "Türk köyleri de Ermeni çeteciler tarafından talan edildi, sivil halk katledildi" diyerek ortaya zaten biz de koyuyoruz.
Ama biz buna "soykırım" demiyoruz.
Varsa koysunlar ortaya, Nazi arşivlerindeki gibi, zamanın resmi ve sistematik devlet politikası olduğunu kanıtlayan, Osmanlı yetkililerinin "Ermenileri çoluk çocuk, kadın, erkek, genç yaşlı yok edin" gibilerden yazışmalarını, o zaman meseleyi tekrar düşünürüz.

* * *

TURBAN, ÇARŞAF TAMAM ŞİMDİ SIRA PEÇEYE GELSİN, TEBRİKLER CHP !!!
İnsanların giyim, kuşam, inanç hürriyetlerine karışmak asla aklımızdan geçmez ama inanç duygularının sömürülerek siyasete alet edilmesi midemizi bulandırır. Dolayısıyla, AKP'nin dahi ağzına alamadığı çarşafı siyasi gündemimize sokan Sn. Baykal CHP'sini şiddetle kınıyorum. Bu tur tiyatro oyunları ile oy toplamaya çalışacağına, "laiklik en dindar insanin bile inanç özgürlüğünün güvencesidir" gerçeğini topluma anlatmaya çalışsa CHP çok daha itibar kazanırdı. CHP, inanç sömürüsü yaparak popülist siyaset iğrençliğinde çıtayı yükseltmiştir. Sıra simdi Saadet Partisinde, MHP ve diğerlerinde. Oy toplamak için yakında tartışma sırası peçe ve burka’ya da gelince şaşırmayalım.

* * *

BARACK HUSSEIN OBAMA
Babasının etnik ve dini kökeni ve kendisinin göbek adinin Hüseyin olması nedeniyle kampanya döneminde kendisini İslam ile bağdaştırmayıp, tüm İslami etkenlerden uzak durmaya çalışan Obama, kendisini kanıtlamak ve tarihsel bir olayda "bir İslam ülkesinden yana taraf alıyor" ithamı ile karsılaşmamak için Başkanlık döneminde de, bilhassa soykırım iddiaları karsısında, Ortodoks bir ülkenin yanında durmayı tercih edebilir ve mutlaka yeniden Kongre gündemine gelecek olan soykırım tasarısını engellemeyebilir. Türkiye buna hazırlıklı olmalıdır.

* * *

BİR YARGIÇ ARIYORUZ HEYKELİNİ DİKECEĞİMİZ
Kendini yargıç zannederek karakolda zanlının, hapishanede mahkumun cezasını kendisi vermeye kalkan polise ve gardiyana "yargıç benim, vatandaşa cezayı sadece mahkemeler ve yargıçlar verir" diyerek, kendini yargıç yerine koyanlara en ağır cezaya çarptıracak bir yargıç arıyoruz.

Önüne gelen internet sitelerine erişim yasağı taleplerini "sitede ne olursa olsun 70 milyonun bilgiye erişim hakkini ve ifade özgürlüğünü kısıtlamam, yasakladığım her site ülkemin imajını dünyada daha çok zedeliyor" diyecek bir yargıç arıyoruz,

"Sanal ortamda evlerindeki bilgisayarlardan çocuk pornosu izleyenler hapiste ceza çekerlerken, fiilen 14 yaşında kız çocuklarını taciz ettikleri kanıtlanmış zanlıları tutuksuz yargılayamam" diyecek bir yargıç arıyoruz,

"Basın özgürlüğü demokrasilerde kutsaldır, yargıçlık en kutsal meslektir, yargıçlar bir iki makale ile etki altında kalmazlar, kalıyorlarsa yargıçlığı bırakmalıdırlar" diyerek önüne gelen "yayın yasağı" taleplerini eliyle itip reddedecek bir yargıç arıyoruz,

"Ben devleti değil, hukukun üstünlüğünü korumak için ant içtim" diyerek karar verirken yorumlarını insanların temel hak ve özgürlüklerini korumaktan yana yapacak bir yargıç arıyoruz,

Bir gün Türkiye’nin yönetiminde söz sahibi olursak, böyle bir yargıcın dev heykelini Ankara’nın en güzel köşesine dikeceğiz. Nohut, bulgur, kömür vaadine benzemiyor, ama bu da halkımıza bizim vaadimiz olsun.


* * *

HAZİNE YARDIMI
2008 yılında AKP hazineden 45,6 trilyon, CHP 20,4 trilyon, MHP 13,9 trilyon yardım aldılar. (Kapatma davası sonrası AKP'nin 23 trilyonu kesildi).

Secime giren diğer siyasi partilere %7'nin altında kaldıkları gerekçesiyle tek kuruş ödenmedi.

2009 secim senesi ve yasa gereği bu 3 partiye hazine yardımı 3 misli ödenecek.
Hazinenin gelirine endeksli olan yardim miktarı baz alınırsa, AKP 2009'da 150 trilyon, yani ayda 12.5 trilyon, cumartesi pazar dahil her gün yaklaşık 415 milyar hazine yardımı alacak.

Bu rakam CHP için senede yaklaşık 60 trilyon, ayda 5 trilyon, her gün 167 milyar, MHP için yaklaşık 40 trilyon, ayda 3,5 trilyon günde 111 milyar yardım olarak ödenecektir.

Bu 3 partiye halkımızın vergilerinden 2009 yılında HER GÜN yaklaşık 700 milyar TL hazine yardımı olarak verilecek, secime girecek diğer partilere hazineden bir kuruş aktarılmayacaktır.

Ve Anayasa'nın 68. maddesi aynen şöyle yazmaktadır:
"Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar."

* * *

AKTÜTÜN BASKINI SONRASI GEN. BŞK. CEM TOKER'İN BASIN DEMECİ:
Şehitlerimizin katilleri tetikçi PKK teröristleri kadar, bu alçakların Kuzey Irak'ta barınmalarına göz yuman ve kılını kıpırdatmayan Bölgesel Kürt Yönetimi ve Bağdat Hükümeti'dir.
AKP hükümetinden bu gerçek çerçevesinde bir tavır koyup, gereğini yapmasını bekliyoruz.  

No Copyright - Bu sitenin içeriği istenildiği gibi çoğaltılabilir, yayınlanabilir, dağıtılabilir.
Sorularınız ve görüşleriniz için ldp@liberal.tc adresine yazabilirsiniz.
Bu site en iyi Internet Explorer 4+ ve Netscape Navigator 6+ 'da izlenir.

LDP MARŞI

ÜYELERİMİZ İÇİN PRATİK VE YARARLI BİR EĞİTİM PROGRAMI

Power Point ile görsel sunu sayfaları halinde hazırlanmış olan bu programı doğrudan internet üzerinden izleyebileceğiniz gibi, Sayfanın sol üst köşesindeki Dosya Menüsünden Farklı Kaydet seçeneği ile de bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

DEVAM 

Ziyaretçi Defteri
Giriş Sayfası Yapın
Tavsiye Edin
Size ihtiyacımız var
Markopaşa Tartışma
LDP Duyuru Listesi
LDP'ye Üye olun
 
Facebook grubumuza üye olun, üyelerimizi tanıyın, tanışın.
LDP Facebook