|
Değerli Yurttaşlarım,
Sizlere önümüzdeki hafta sonu seçime girecek siyasi partilerden
biri olan Liberal Demokrat Parti adına Genel Başkan sıfatımla
hitap ediyorum.
Konuşmamda, sizlere diğer partiler gibi ülkenin fakir kalmasına
neden olan ‘şuraya fabrika yapacağım, buraya tesis yapacağım,
fındığa şu kadar fıstığa bu kadar vereceğiz’ vaatlerinde
bulunmayacağım.
Tam aksine, 10 dakikalık süremde LDP’nin artık bu ülkenin
düzlüğe çıkması için, devletin üstüne vazife olmayan işlerden
elini çekerek, harcamalarını ve israfını azaltması gerektiğini,
böylece daha az vergiye ihtiyaç duyacağından parayı cebimizde
bırakmasıyla Türkiye’nin nasıl büyüyeceği üzerine kurulu
ekonomik politikalarını anlatmaya çalışacağım.
On yıllardır her seçimde, lütfen bir düşünüp hatırlayalım,
sorunlar hep aynı değil mi? “fakirlik, işsizlik, yüksek
vergiler, girişimciyi delirten bürokrasi ve bitirilemeyen terör.
Dikkat edin, yıllar geçiyor, yüzler değişiyor, siyasilerin biri
gidiyor diğeri geliyor ama sorunlar ve bol keseden atılıp
gerçekleşmeyen vaatler değişmiyor, hep aynı kalıyor. Çünkü ‘kim
ne verirse ben 5 fazlasını vericem’ zihniyeti nesilden nesile
devam ediyor.
Değişmeyen iki gerçek daha var. Birincisi hepimizin doğduğu
günden beri dinlediği “Türkiye genç nüfusa ve büyük potansiyele
sahip bir ülkedir” masalı diğeri de “Türkiye gelişmekte olan bir
ülke’ lafı. Ama sanırım akıl olmayınca, potansiyel bizlere
bakıyor, biz potansiyele bakıp duruyoruz.
Sevgili yurttaşlarım,
Yakın geçmişe kadar ekonomileri bizimle aynı seviyede hatta
bizden geri ülkeler, neleri doğru yapmışlarda bizi şimdi
zenginlikte fersah fersah geçmişler?
Kanıma dokunuyor, neden bugün bir Yunanlı senede 25 bin dolar
kazanırken biz hala kişi başına 3-5 bin dolarla avunuyoruz.
Nasıl oluyor da 20 sene öncesinin komünist ülkeleri ekonomik ve
demokratik şartları yerine getirip AB’ye tam üye olacak seviyeye
gelebiliyorlar?
Demek ki birileri doğru politikalar uygularken, biz bir şeyleri
çok yanlış yapıyoruz.
Değerli yurttaşlarım,
Son 3-4 yıldır ülkeye yabancıların emaneten getirdiği paranın
neden olduğu sahte rakamlar sizleri aldatmasın, Türkiye'mizin
fakir bir ülke olarak kalmasının nedeni paranın, sermayenin
olmaması.
Ülkede biriken o sermayeyi de devlet vergi şeklinde cebimizden
çekerek ‘yatırım yapıp sana hizmet vereceğim’ bahanesiyle
oluşturduğu dünyanın en büyük üçüncü ordusu olan T.C. MEMUR
ORDUSUNU beslemeye çalışıyor.
Ama dünyada devlet yatırımı ile kalkınmış tek bir ülke bile
yoktur.
Yüksek vergiyle de kalkınmış bir ülke de yoktur.
Yüksek vergiyle kalkınmak mümkün olsa dünyada zaten fakir bir
ülke kalmazdı.
Tam tersine, devletin gereksiz kurum ve masraflarını azaltarak,
vergileri düşüren ülkelerin halkları zenginleşiyor, refaha
kavuşuyor. Farkı açıyorlar.
Biz yerimizde saymaya devam ediyoruz.
Şimdi bir düşünelim.
Son 2 aydır vaat üstüne vaat dinliyorsunuz. Öylesine vaatler ki,
adeta Türk milletinin zekasına hakaret edercesine, gözümüzün
içine baka baka söylenen yalan vaatler.
Bu konuşmamdan tek bir kelime hatırlamasanız bile, sizlerden şu
2 cümlemi hatırlamanızı istiyorum.
SİZLERE YAPILAN HER VAAT, AMA HER VAAT SİZİN CEBİNİZDEN ÇIKACAK
PARALARLA YAPILACAKTIR. DEVLETİN PARASI DİYE BİR ŞEY YOKTUR.
DEVLETİN, HAZİNENİN PARASI DEDİĞİMİZ PARA BİZİM ALIN TERİMİZLE
KAZANDIĞIMIZ PARADAN ALINAN VERGİLERDİR.
Bu nedenle Liberal Demokrat Parti, devletin sadece asli
görevleri olan canımızı ve malımızı emanet edeceğimiz iyi
eğitimli çağdaş bir polis gücü, sınırlarımızı koruyacak
caydırıcı, modern silahlarla donanmış, güçlü bir ordu ve
suçluları toplumdan arındırıp cezalandıracak hızlı işleyen,
yasayı mağdurdan yana yorumlayan, çağdaş, tarafsız ve bağımsız
bir adalet sistemi için vergi toplanmasından yanadır.
Vergi sisteminde de reforma gidilerek Rusya, Irlanda ve bazı
diğer Avrupa ülkelerinin yaptığı gibi sabit vergi sistemine
geçilmesini önermektedir.
Önümüzdeki sene petrolün fiyatını ne olacağını dünya çapında
ekonomistler bile bilemezken, üç beş siyasetçinin ‘mazotu 1 YTL
yapacağım’ sözleri bizlerle dalga geçmektir, zekamıza
hakarettir.
Zaten, mazotun 2,5 YTL olmasının, emekliye adam gibi maaş
verilememesinin başlıca nedeni de devletin, hortumlanarak
batırılan bankalarda parası olan insanlara on milyarlarca dolar
parayı ödemeye mecbur bırakılmasındandır.
Değerli yurttaşlarım,
Devletin bütçesiyle ailenizin bütçesi arasında bir fark yoktur.
Mazotta olduğu gibi kaldırılacak her vergi vaadi, her yatırım
sözü ilave para gerektiren bir yüktür.
Aile bütçemize de ek bir yük gelince veya gelirimizde bir
eksilme olunca ne yaparız? Ya harcamamızı kısarız ya da bir
yerden ek bir gelir sağlamaya çalışırız.
Devletin ek gelir sağlayacağı tek yer bizim alın terimiz ve
cebimizdir. Zira devletin para yetiştirdiği tarlaları, para
ağacı olan ormanları yoktur.
Bu vaatlere para bulmak için, devletin masraflarını, israfını
kısma seçeneğini bugüne kadar tek bir siyasetçiden duydunuz mu?
‘Devletin şu kurumunun şu dairesi gereksizdir, yüktür, vergi
veren halkımızın parasının israfıdır’ diyeni duydunuz mu?
İşte o siyasi zihniyet biziz, o parti de pusulada 10. sıradaki
Liberal Demokrat Parti.
Vaat mi istiyorsunuz, buyurun size vaat:
Biz, ülkenin hayrı için, alın terinizin cebinizde kalması için,
vergileri düşürmek için devletin hantal ve yönetiminden
çekilmesi gereken kurumlarını hür teşebbüse, vakıf ve derneklere
veya üniversitelere devredeceğiz.
Dünyanın en başarılı turizm yatırımcıları bu ülkeye turizmde
sınıf atlatmışken Turizm Bakanlığı diye bakanlığa ne gerek
vardır?
Eski komünist Rusya bile ormanlarını özelleştirirken, bizdeki
zihniyet orman vasfını kaybetmiş çalılıkları bile satamazken
Orman Bakanlığına ne gerek vardır?
Çalışma Bakanlığı denen bakanlık bugüne kadar kime iş bulmuştur
da vazgeçilmezdir? Ülkede iş yeri açılmazsa, yasayla
yönetmelikle işsizlik mi önlenir?
Bu bakanlıkların görevlerini özel girişim, vakıflar,
üniversiteler,yerel yönetimler daha ucuza daha kaliteli daha
verimli yaparak vatandaşın parasının israf edilmesine son
veremez mi?
Liberal Demokrat Parti’nin bir başka vaadi ekonomimizin
lokomotifi olan küçük esnafımızadır. Onlar, iki kuruş paralarını
bir kenara koyup, küçük bir dükkan, bir aile işletmesi açmış
insanlarımızdır. Kendileri devlete yük olmadıkları gibi,
yanlarında çalıştırdıkları insanlara da ekmek kapısı açarak
devlete yük olmaktan kurtaran kahraman insanlardır.
Bu insanların önünde el pençe divan durması gerekirken, devlet,
yok defter, yok muhasebeci, yok onun vergisi, yok bunun vergisi,
harçtı, puldu, stopajdı diyerek esnafımıza mevzuatıyla,
yasalarıyla ve girişimciye adeta düşman memurlarıyla işkence
çektirmektedir.
Esnafımıza ve tüccarımıza zulmeden ikinci bir kurum da esnaf ve
ticaret odalarıdır. Esnaftır bu. Aile işletmesidir.
Sokağınızdaki bakkaldır, kebapçıdır, kuru yemişçidir. Ailesinde
hastalık olur, ölüm olur, nakit'e sıkışır, ekonomi bozulur,
esnafımız iflasın eşiğine gelir ama o oda yine aidat diye
kapısına dayanır esnafın. İcraya vermekle tehdit eder. O odadan
bir gün bir zerre fayda gördüğünü söyleyen, ‘verdiğim aidat
helal’ olsun diyen tek bir esnaf ve tüccar tanımadım yurt
gezilerimde.
Bu nedenle, Liberal Demokrat Parti adına, ülke yönetiminde söz
sahibi olduğumuz takdirde yanında 5 kişiye kadar eleman
çalıştıran esnafımıza tüm vergi ve harçlardan muafiyet
getireceğimizi, defter tutma, muhasebeci bulundurma şartını
kaldıracağımızı, odalara üye olma ve aidat ödeme zorunluluğunu
kaldıracağımızı buradan kamuoyu önünde taahhüt ediyorum. Bu
taahhütnamenin yazılı bir kopyasını partimizin internet
sitesinden temin edebilirsiniz. Üzerinde imzam vardır ve yasal
olarak şahsımı bağlayıcıdır.
Anayasamızın her sayfasında hak hukuk adalet eşitlik ilkesi
vurgulanmasına rağmen benim sürem bu kadar. 21 Temmuz Cumartesi
günü bize lütfedilen 10 dakikalık süremde sizleri hayretler
içinde bırakacak rakamlar vereceğim. Birlikte biraz hesap
yapacağız.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum
|